SPOREL blog

Olimpik Sporcu Beslenmesi ve Kişiye Özel Sağlık Yönetimi

Ketojenik Diyetlerde Zehirlenme Riski

egg avokado

SPOREL’e ücretsiz üye olun bilgi bültenleri posta kutunuza gelsin!

http://www.sporelbeslenme.com

Ketojenik diyet karbonhidratları kısıtlayan, proteini aşırıya kaçırtmayan ama yağ tüketimini bir hayli vurgulayan bir beslenme şekli. Faydaları gerçekten çok, özellikle kilo vermek isteyen, göbek çevresindeki yağlarını eritmeye çalışan ve kan şekerini dengelemeye çalışanlar için.

Ketojenik diyeti denemek ve hayatınızın bir parçası haline getirmek isterseniz dikkat etmeniz gereken çok önemli püf noktaları var!

Bir çok çevresel toksinin lipofilik olduğunu biliyor musunuz? 

İlki bir çok çevresel toksinin lipofilik (yani yağ sever) olduğunu unutmamanız gerekiyor. Bu bir çok çevresel toksik maddenin yağ dokusunda birikebileceği anlamına geliyor. Çevresel toksinler böcek öldürücüler (pestisitler), yabani ot öldürücüler (herbisitler), kullandığımız plastikler ve yiyeceklerimizi sardığımız ambalaj ürünleri ile sofralarımıza, tabaklarımıza oradan da vücutlarımıza giriyorlar. Et, peynir ve tereyağ gibi ketojenik beslenmenin direğini oluşturan ve yağ içeren hayvansal gıdalarda aşağıdaki tüm çevresel toksinlere maruz kalma olasılığınız yüksek;

Kalıcı organik kirleticiler

Poliklorlu  bifeniller

Organoklorin içersen pestisitler

Polibromlu alev geciktirciler

Polibromlu dietil eterler

Bisfenol A

Ketojenik beslenirken yiyeceklerinizi dikkatli seçmediğiniz takdirde toksin yükünüz artacaktır. Vücudunuz bu toksinlerle başa çıkamadığında ise bilişsel bozukluklardan, kan şekeri düzensizliğine, obezite, otoimmun hastalıklar, hormonal dengesizlikler ve üreme bozukluklarına kadar varan bir çok problemle karşılaşma riskiniz artacaktır.

 

ketogenic-diet-origin.jpg

Toksin yükünüzü azaltmak için en iyi yol seçiminizi organik ürünlerden yana yapmanız olabilir ancak bu da tamamen toksik maddelerden korunmanız için yeterli olmayabilir.

İkinci önemli püf nokta ise ketojenik diyetlerde karşılaşılabilecek olan ‘metabolik endotoksemi’ riskidir. Bir çok araştırma yağ oranı yüksek diyetlerde böyle bir risk olduğunu göstermiştir.

Metabolik endotoksemi nedir?

Metabolik endotoksemi, barsaklarımızda bulunan gram-negatif bakteriler tarafından üretilen toksik lipopolisakaritlerin (LPS) barsaklarımızdan kanımıza karışması demektir. Normal şartlar altında hepimizin kalın barsaklarında bu endotoksin üreten bakterilerden var. Önemli olan burada salgılanan endotoksinin belirli düzeylerde kalması ve kan dolaşımında çok fazla artmaması.

Ancak ketojenik diyet gibi yüksek hayvansal yağlı diyetlerde hayvansal ürünlerle beraber vücuda dışarıdan fazlaca endotoksin üreten gram-negatif bakteri giriyor.

Postprandial serum endotoxin.JPG

postprandial.JPG

Endotoksinler pişirmeyle de yok olmuyor ve kırmızı et içerisinde de fazlaca var. Normal yağlar gibi emilebildikleri gibi, eğer barsaklarınız biraz da geçirgen ise o zaman endotoksinlerin kana karışması da çok kolaylaşıyor.

Microbes on meals

Kanımızda lipopolisakkaritler artıyor ve bu enflamasyonu tetikliyor, leptin rezistansı oluşuyor! Her ikisi de en istemediğimiz şeyler!

Enflamasyon neredeyse tüm kronik hastalıkların altında yatan kök nedenlerden biri olarak tanımlanmıştır.

Leptin rezistansı ise, leptinin açlık, tokluk hissini, enerji metabolizmasını kontrol ettiğini, hormonal sistemde, enflamasyonda ve bağışıklık sisteminde çok önemli rolleri olduğunu düşününce ne kadar hayati olduğu anlaşılıyor.

LeptinBrain

Leptin vücudumuzda birikmiş olan yağ dokusu tarafından salgılanıyor. Salınımı vücudumuzda bulunan yağ miktarı ile doğru orantılı. Leptin salgılandığında beynimize (hipotalamus) doymuş olduğumuz sinyali gidiyor ve aynı zamanda yeteri kadar yağ depomuzun olduğu ve yemek yememizin gerekmediği sinyali de gidiyor. Leptin rezistansında ise bu sinyal doğru çalışmıyor. Leptin salgılandığı halde beyne doyma sinyali iletilmiyor. Doyma hissi oluşmadığında da sürekli yeme isteği oluşuyor ve bu isteği kontrol altına almak neredeyse imkansızlaşıyor.binge eating ile ilgili görsel sonucu

Sağlıklı bir ketojenik diyet nasıl oluşturulmalıdır?

  • Düşük endotoksin içermelidir.

Yani sağlıklı yağlar içermelidir. Genelde bitkisel kökenli yağlar seçildiğinde endotoksin yükü azaltılmış olur. Bir ketojenik beslenme planında en sağlıklı yağlar fındık, fıstıklar, avokado, hindistan cevizi ve ürünleri ve zeytin olabilir. Bu yağları organik olarak seçtiğinizde ise çevresel toksinleri de en aza indirmiş olursunuz.

  • Renkli ve çeşitli yiyeceklerden çok zengin olmalıdır.

FitoBesinler.jpg

Fitobesinler bakımından zengin renkli sebzeleri ve düşük şekerli meyveleri yerel üreticilerden ve mevsiminde her öğün tüketmek endotoksinlerin kana karışma riskini azaltır.

Fitobesinlerin içerisinde tabi ki otlar ve baharatlar da olmalı. Biberiye, zencefil, sarımsak, soğan, zerdeçal hepsi de metabolik endotoksemi oluşmasına karşı duran çok kuvvetli yiyecekler olarak tabaklarınızda yer almalılar.

  • Doğal fermente gıdalar beslenme planının bir parçası olmalıdır.

Barsak florasını destekleyen fermente gıdalar probiyotik yani faydalı bakterilerce zengin gıdalardır. Bu bakteriler barsak epitel hücrelerinin enerji olarak kullandığı kısa zincirli yağ asitlerini üretirler. Bu yağ asitlerinden en önemlilerinden olan bütirik asit barsak hücrelerinin yapısal bütünlüklerini korumaları ve aralarından bir şey sızdırmamaları için büyük önem taşır. Turşu gibi doğal fermente gıdalar tüketmek de ketojenik diyetlerde endotoksin emilimini azaltmak için önemli yiyecek gruplarındandır. Bütirik asit aynı zamanda doğal bir anti-enflamatuardır.

  • Beslenme planınızda lif oranı yüksek gıdalara muhakkak yer vermeniz gereklidir. Lifler de mikrobiyotayı besleyen yiyecek grubundan olduklarından barsak sağlığı için önemi tartışılmaz. Ketojenik diyetlerde buna özellikle dikkat etmek şarttır. Sağlıklı bir barsak sağlıklı bir karaciğeri de destekler. Ketojenik diyetlerde meyveye yer verilmediğinden lif oranı yüksek aynı zamanda detoksa destek tüm tupgillere her gün beslenme planında yer verilmelidir. Turpgillere örnekler; brokoli, brokoli filizi, Brüksel lahanası, karnabahar, lahana ve turp. Turpgillerin detoks faydalarından tamamen yararlanabilmek için mümkün olduğunca çiğ tüketmeye özen göstermek, çiğ tüketimi destekleyen yemek tarifleri oluşturmak çok kullanışlı olur.

Burada ki püf noktalarını dikkate alarak oluşturacağınız bitkisel ağırlıklı bir ketojenik beslenme planı hem kan şekerinizi kontrol altına almanızda hem de eğer varsa fazla yağlarınızı yakmanızda (hayat tarzınıza hareket de ekleyerek) hem de vücudunuz için anti-enflamatuar bir ortam yaratmanızda büyük faydalar sağlayacaktır.

Sağlıklı ve bol sporlu günler dileklerimle.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

SPOREL iletişim

0090543 386 6856
%d blogcu bunu beğendi: